Uyarı

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, benim kişisel görüşlerime dayanmaktadır.

hisse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hisse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2017 Perşembe

Borsada Opsiyon Piyasası İşleyişi


Bu yazıyı ele alım sebebim şuan için sınırlı sayıda yatırımcının konu hakkında bilgi sahibi oluşudur. Ancak oldukça önemli avantajlar, fırsatlar ve tabiki buna bağlı olarak riskler barındıran opsiyon piyasası ile ilgilenenler hızla artmaya başlamıştır. Çağın gerisinden gelmemek için önyargıyla "boşverme"den önce anlamaya çalışalım. Daha önceki yazımda Opsiyonun tanımı, call alım-satım ve put alım-satım dan bahsettiğim için burada tekrara girmeyeceğim.
Başlıyoruz..

Organize (borsa) Opsiyon piyasasında an itibariyle 3 tür sözleşme var. Bunlar; hisse (pay), endeks ve döviz opsiyon sözleşmeleridir. 

Pay opsiyon sözleşmelerinde işlem yapabileceğiniz hisseler şimdilik: AKBNK – EREGL - GARAN – ISCTR – SAHOL - TCELL – THYAO – TUPRS – VAKBN – YKBNK-ARCLK - EKGYO – HALKB – KCHOL – KRDMD-PETKM – PGSUS – SISE – TOASO - TTKOM

Endeks Opsiyon sözleşmesi ise BIST30 endeksidir.

Döviz opsiyon sözleşmelerinde ise şimdilik maalesef sadece DolarTL  yer alıyor. Bu yazıda fazla kafa karışıklığı olmaması adına ve likiditenin yeterli olmasından (her daim 1 milyon dolara kadar işlem yapabilirsiniz ve spread'i makul sayılır) ötürü Döviz Opsiyon Sözleşmesinin kendisinden ve Nasıl işlem yapabileceğinizden bahsetmeye çalışacağım. Vergisinden stratejilerine herşeyi kalemim tükenmediği sürece aktaracağım. 
  


Yukarıdaki bilgileri kısaca yorumlamak gerekirse her bir sözleşmeyle 1.000 USD'lik işlem yapmış oluyorsunuz. Her an tahtada 1.000 USD lik ALIŞ ve satış var. Yani 1 milyon USD'ye kadar işlem yapabiliyoruz. OTC piyasada sözleşme sonunda DolarTL opsiyonun gerçekleşip gerçekleşmediği saat 14:00 teki referans kurla belirlenirken, Borsa'da saat 15:30'daki fiyat referans alınır. İçinde bulunduğunuz ay ve sonraki ay için vadeler bulunmakta. 

Opsiyon piyasası spekülatif kazanç elde etmek için kullanılabileceği gibi korunma (hedge) amaçlı da kullanılabilmektedir. 

Opsiyon Piyasasında İşlem

Örnek

29.09.2017 vadede USDTRY 3.60 Call SATIŞ fiyatlaması

Not1: Açılan pozisyon için vade sonu beklenmek zorunda değil. Vadesinden önce kar/zarara göre her an ters işlem ile pozisyonu kapatabilirsiniz. Bu anlamda future (Vadeli İşlem Sözleşmleri VİS) dan farkı yok.

Siz yatırımcı olarak Dolar'ın son dönemdeki hareketlerini gözlemleyerek 3.60 seviyesini aşamayacağına inanıyorsunuz. 3.60 üstüne gidemeyeceğini düşünen yatırımcı opsiyon piyasasında (spot fiyat: 3.5300)
USDTRY 31.10.2017 vade ve 3.6000 call satış için indikatif fiyat;



Bid: 18.60 TL ancak 18,50 TL olarak ele alalım (her bir kontrat için kazanılacak prim tutarı)
1 milyon USD'lık işlem için 1000 kontrat (1 kontrat=1000 USD) 18.50 fiyat ile satar. 

18.50*1000=18.500 TL prim kazanır. 

Not2 (TEMİNAT): VİOP'ta future kontratlarda işlem yapanlar standart bir teminata alışkındırlar. Örneğin 1 kontrat dolar için sizden 180 TL, 1 kontrat endeks için 1025 TL istenir. İkinci bir Emre kadar bu teminat tutarları değişmez. Ancak opsiyon piyasası daha karmaşık olduğundan risk ölçen makineler standart bir teminat tutarındansa değişen teminat tutarları belirler. Kabaca yukarıda işlem için bulundurulacak tutar 120-140 bin TL civarıdır.   

Yani; 130 bin TL teminat ile USDTRY 3.60 call satış opsiyonu pozisyonundan dolayı 18500 TL'lik prim (bazı maliyetlerin kazançtan düştüğünü göreceğiz) ertesi gün hesabınıza geçer. 

Devam edelim..

 İşlem maliyetleri
  1. Komisyon oranı * İşlem hacmi = 
(Onbinde5)*(3.60*1000*1000)=1800 TL

  1. BSMV=Ödenen komisyon*BSMVoranı
(1800TL*yüzde5)=90 TL

  1. İhmal edilebilir ilk takas masrafı (kuruş)

Son durumda 
18500 TL - 1800 TL - 90 TL = 16610 TL net kazanç

Senaryo1) Vade sonunda USDTRY < 3.6000

Hiçbir sorun yok, öngörünüzde haklıydınız 16.610 TL ile bu pozisyondan çıktınız. (Kârdan %10 stopaj vardır.)

Senaryo2) Vade sonunda USDTRY=3.63 olursa

(3.63-3.60)*(İşlem Hacmi)= 0.03*1000*1000=30.000 TL zarar

Diğer maliyetler;
Vade sonu geldiğinden dolayı kapanan işlemlerde, ekstra komisyon yok.

İkincil takas masrafı: Kontrat başına 50 kuruş +BSMV=1000*0.50 + BSMV= 525 TL

Net 30.525 TL zarar ve bu zararına karşın pozisyona girdikten Sonra ertesi gün hesabınıza geçen prim kazancınız vardır. 

Senaryo3) Vade içinde pozisyon kârda kapanırsa

USDTRY vade içinde beklediğiniz yönde hareket ettiğinde vade sonunu beklemeden ters işlem ile kapatabileceğimizi belirtmiştik.

USDTRY spot 3.55 olduğunda USDTRY 3.6000 CALL alış fiyatı: 5.00 TL olsun. 

İşlem maliyeti: 

İşlem maliyetleri
  1. Komisyon oranı * İşlem hacmi = 
(Onbinde5)*(3.60*1000*1000)=1800 TL

  1. BSMV=Ödenen komisyon*BSMVoranı
(1800TL*yüzde5)=90 TL

  1. İhmal edilebilir ilk takas masrafı (kuruş)

  1. Ödenen prim: Bid*kontart adedi= 5.00*1000=5000 TL

Diğer işlem maliyetleri eksi olmak kaydıyla;

Sonuç; 18500 TL alınan prim - 5000 TL ödenen prim kadar kazancınız olacaktır.

(VERGİ: Elde edilen kazançtan %10 stopaj)

Bir sonraki bölümde bir opsiyon stratejisi ile uygulamalı örnek yapacağız.. 


16 Şubat 2016 Salı

Kokoreç.. CoCo-CoCo

Varsayım Titanik'in batmayacağı olunca varacağımız yere daha hızlı varmak için neden ateşi körüklemeyelim ki?

Bankacılık krizi yüksek tonda dile getirilmeye başlandı. Titanik gibi lanse edilmiş birçok banka yine topun ağzında. Avrupa'da Titanik'lerin yılbaşından bu yana değer kayıpları %30'u aştı. Neden çok ama nedenlerin doğurduğu sonuç tanıdık: Risk ilüzyonu ve kârlılık.. 

Deutsche Bank'ın piyasayı sallayan CoCo krizi baş gösterince kapıldığım duygu şu oldu: "Yine bir kriz olursa biz nereden niçin geleceğini çözene kadar fiyatlama bitmiş olacak sanırım." Neyse ki üstün körü de olsa o sıra takip ettiğimiz temerrüt riski Deutsche'nin tahvil geri alımı ile sona erdi. Ya da biz öyle sanıyoruz. İş işten geçtikten sonra (aslında geçmedi) detaylarına inebildiğim bu  gelişme hiç de yabana atılır cinsten değil. Avrupa'da bankalar "sonucu resesyonu doğuran" ve bilinen gelişmeler sonucunda karlılık sorunu yaşamaktaydı. İçeride Türkiye bankacılık sektörü için de dile getirilen Özsermaye karlılıklarındaki düşüşte yalnız olmadığımızı da hatırlamış olduk. 

Hisse senedi piyasasında ortak olmaya değer şirketler ararsınız. Sonucunda ucuz olduğunu düşündüğünüz hikayesi olan ve ila nihaye karlılık tarafında sizi sevindirecek şirkette paranızı değerlendirirsiniz. Avrupalı yatırımcılar da benzer arayış içerisinde ama sektörde bankalar kendilerine doğru düzgün mevduat faizi bile vermemekte, daha ötesinde tarihi düşük faiz oranlarına rağmen yeni bir alternatif yatırım olmadığından, yatırımcılar, kredi çekmek için bankanın yolunu unutmuş halde. Elbette ki bankalara ilgi duymuyorlar.  Tersten bakıldığında bankalar da sermayedar bulmakta zorlanıyor olmalılar. ECB durumun bu kadar vahim bir noktaya gelmesini elbetteki istemedi. Olağandışı düşük faizlerin uzun vadede banka aleyhine olduğunu biliyordu. Bilmediği veya öngöremediği şey ise bu kadar düşük faizlerde bile Avrupalıları reel yatırıma yönlendiremeyeceği oldu. Normalde düşük faiz ekonomiyi canlandırmaya yetse (ECB'nin baz senaryosu bu idi) çarklar döneceğinden kaba tabirle bankalar da "sürümden kazanabilirdi". Düşük faizlerden yararlanıp kredi çekip yatırım yapmak isteyen, krizi fırsata çevirmek isteyen, kısacası harcayan neredeyse yok. Durum böyle olunca ECB'nin umut ettiği "Kazan- Kazan" modeli, kendi kendini bitiren bir "Kısır Döngü"ye dönüyor.

İşte bu noktada bankacılık sektörünün kalbi olarak nitelendirdiğim sermaye yeterlilik rasyosunda bozulmalar baş gösteriyor. Daha kötüsü ise rasyonun üzerinde 2012'den bu yana oyunlar oynanmaya başlamış. Risk ilüzyonu olarak adlandırdığım da bu. Yaşar Hoca (Yaşar Erdinç) konuyu haftalık bülteninde çok güzel anlatmış. O yüzden tekrar konuyu detaylandırmayacağım ama olan şey 2008 yılında seküritizasyon (menkul kıymetleştirme) olarak lügatımıza giren kriz müsebbibi. Tarihten yeterli ders alınmamış olsa gerek hala benzer oyunlarla (hisse senedine değiştirilebilir tahviller için hisse senedine dönüşme şartı sermaye yeterlilik rasyosunun kabul edilemez seviyeye düşmesi=CoCo) bilanço makyajı yapılıyor. Benim içinse CoCo ve bu tarz yeni dönem popstarların kelime karşılığı UCUBE. 

Bir diyalog ile işi netleştirelim;

DEUTSCHE - bana borç verin size karşılığında şu kadar faiz veriyim benim alacaklım olun. Piyasa faizleri eksideyken size +x (x>o) puan vereceğim. 

Mağdur yatırımcı - Sen kimsin? Ya faizimi vermezsen, DEUTSCHE olsa  tamam da.. 

DEUTSCHE - Ben de DEUTSCHEyim. 

Mağdur yatırımcı - öyleyse tamam başka riski yoksa bu yatırıma girelim. 

(Buraya kadar herşey süper)

DEUTSCHE - başka risk yok efendim. Sadece şöyle birşey var, hani bankamız batacak kadar sıkıntıya girerse siz de bizim alacaklımız değil ortağımız olacaksınız. Ama zaten bankamız batarsa mevduatlar da sıkıntıya girer yani çok önemli birşey değil.

!!! İşte burada büyük bir çelişki var. Rasyonel bir yatırımcı için bir şirkete alacaklıyken, sırf batma riski öne çıktığı için şirkete ortak olmanın hiçbir mantığı yok. Buna rağmen geçmiş tecrübelerle bize bu bankalar için "batmayacak kadar büyük" dediler ve ikna ettiler. Varsayım Titanik'in batmayacağı olunca varacağımız yere daha hızlı varmak için neden ateşi körüklemeyelim ki?

Negatif faizin olağan karşılandığı dönemde, ısrarla sürdürülebilir olmadığını düşündüğüm uygulamalar en azından Avrupa'da yatırımcıları paranın değerini koruyabilecek (belki biraz getiri de sağlar umuduyla) mevduat faizi dışındaki alternatiflere yönlendirmiş durumda. Bu nedenle muhtemelen bankacılık sektörü çalışanları bizde olduğu gibi mudilerini kaybetmemek için tahvil piyasasına sığındı. Şuan gündemde olan CoCo krizinin de, patlamasını beklediğimiz tahvil balonunun da arkasındaki nedenler aynı. Tekrar etmek gerekirse ECB'nin umut ettiği "Kazan- Kazan" modeli, kendi kendini bitiren bir "Kısır Döngü"ye dönmüş durumda. Döngüyü bitirecek gelişme büyüme fitilinin bir şekilde tutuşması. Ama Nasıl? Hangi yolla? 

Bu bir kriz yazısı mıdır? Kriz mi gelecek? Bilemiyorum.. Elçiye zeval olmaz. Ben kendimi bu yazıda ulak olarak görüyorum. 

Not: son yazımdan bu yana "game-changer" olarak adlandırabileceğimiz yeni bir gelişme olmadığından yeni bir piyasa analizi yapmaya henüz ihtiyaç duymadım.