Uyarı

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, benim kişisel görüşlerime dayanmaktadır.

Dolar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dolar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2017 Perşembe

Borsada Opsiyon Piyasası İşleyişi


Bu yazıyı ele alım sebebim şuan için sınırlı sayıda yatırımcının konu hakkında bilgi sahibi oluşudur. Ancak oldukça önemli avantajlar, fırsatlar ve tabiki buna bağlı olarak riskler barındıran opsiyon piyasası ile ilgilenenler hızla artmaya başlamıştır. Çağın gerisinden gelmemek için önyargıyla "boşverme"den önce anlamaya çalışalım. Daha önceki yazımda Opsiyonun tanımı, call alım-satım ve put alım-satım dan bahsettiğim için burada tekrara girmeyeceğim.
Başlıyoruz..

Organize (borsa) Opsiyon piyasasında an itibariyle 3 tür sözleşme var. Bunlar; hisse (pay), endeks ve döviz opsiyon sözleşmeleridir. 

Pay opsiyon sözleşmelerinde işlem yapabileceğiniz hisseler şimdilik: AKBNK – EREGL - GARAN – ISCTR – SAHOL - TCELL – THYAO – TUPRS – VAKBN – YKBNK-ARCLK - EKGYO – HALKB – KCHOL – KRDMD-PETKM – PGSUS – SISE – TOASO - TTKOM

Endeks Opsiyon sözleşmesi ise BIST30 endeksidir.

Döviz opsiyon sözleşmelerinde ise şimdilik maalesef sadece DolarTL  yer alıyor. Bu yazıda fazla kafa karışıklığı olmaması adına ve likiditenin yeterli olmasından (her daim 1 milyon dolara kadar işlem yapabilirsiniz ve spread'i makul sayılır) ötürü Döviz Opsiyon Sözleşmesinin kendisinden ve Nasıl işlem yapabileceğinizden bahsetmeye çalışacağım. Vergisinden stratejilerine herşeyi kalemim tükenmediği sürece aktaracağım. 
  


Yukarıdaki bilgileri kısaca yorumlamak gerekirse her bir sözleşmeyle 1.000 USD'lik işlem yapmış oluyorsunuz. Her an tahtada 1.000 USD lik ALIŞ ve satış var. Yani 1 milyon USD'ye kadar işlem yapabiliyoruz. OTC piyasada sözleşme sonunda DolarTL opsiyonun gerçekleşip gerçekleşmediği saat 14:00 teki referans kurla belirlenirken, Borsa'da saat 15:30'daki fiyat referans alınır. İçinde bulunduğunuz ay ve sonraki ay için vadeler bulunmakta. 

Opsiyon piyasası spekülatif kazanç elde etmek için kullanılabileceği gibi korunma (hedge) amaçlı da kullanılabilmektedir. 

Opsiyon Piyasasında İşlem

Örnek

29.09.2017 vadede USDTRY 3.60 Call SATIŞ fiyatlaması

Not1: Açılan pozisyon için vade sonu beklenmek zorunda değil. Vadesinden önce kar/zarara göre her an ters işlem ile pozisyonu kapatabilirsiniz. Bu anlamda future (Vadeli İşlem Sözleşmleri VİS) dan farkı yok.

Siz yatırımcı olarak Dolar'ın son dönemdeki hareketlerini gözlemleyerek 3.60 seviyesini aşamayacağına inanıyorsunuz. 3.60 üstüne gidemeyeceğini düşünen yatırımcı opsiyon piyasasında (spot fiyat: 3.5300)
USDTRY 31.10.2017 vade ve 3.6000 call satış için indikatif fiyat;



Bid: 18.60 TL ancak 18,50 TL olarak ele alalım (her bir kontrat için kazanılacak prim tutarı)
1 milyon USD'lık işlem için 1000 kontrat (1 kontrat=1000 USD) 18.50 fiyat ile satar. 

18.50*1000=18.500 TL prim kazanır. 

Not2 (TEMİNAT): VİOP'ta future kontratlarda işlem yapanlar standart bir teminata alışkındırlar. Örneğin 1 kontrat dolar için sizden 180 TL, 1 kontrat endeks için 1025 TL istenir. İkinci bir Emre kadar bu teminat tutarları değişmez. Ancak opsiyon piyasası daha karmaşık olduğundan risk ölçen makineler standart bir teminat tutarındansa değişen teminat tutarları belirler. Kabaca yukarıda işlem için bulundurulacak tutar 120-140 bin TL civarıdır.   

Yani; 130 bin TL teminat ile USDTRY 3.60 call satış opsiyonu pozisyonundan dolayı 18500 TL'lik prim (bazı maliyetlerin kazançtan düştüğünü göreceğiz) ertesi gün hesabınıza geçer. 

Devam edelim..

 İşlem maliyetleri
  1. Komisyon oranı * İşlem hacmi = 
(Onbinde5)*(3.60*1000*1000)=1800 TL

  1. BSMV=Ödenen komisyon*BSMVoranı
(1800TL*yüzde5)=90 TL

  1. İhmal edilebilir ilk takas masrafı (kuruş)

Son durumda 
18500 TL - 1800 TL - 90 TL = 16610 TL net kazanç

Senaryo1) Vade sonunda USDTRY < 3.6000

Hiçbir sorun yok, öngörünüzde haklıydınız 16.610 TL ile bu pozisyondan çıktınız. (Kârdan %10 stopaj vardır.)

Senaryo2) Vade sonunda USDTRY=3.63 olursa

(3.63-3.60)*(İşlem Hacmi)= 0.03*1000*1000=30.000 TL zarar

Diğer maliyetler;
Vade sonu geldiğinden dolayı kapanan işlemlerde, ekstra komisyon yok.

İkincil takas masrafı: Kontrat başına 50 kuruş +BSMV=1000*0.50 + BSMV= 525 TL

Net 30.525 TL zarar ve bu zararına karşın pozisyona girdikten Sonra ertesi gün hesabınıza geçen prim kazancınız vardır. 

Senaryo3) Vade içinde pozisyon kârda kapanırsa

USDTRY vade içinde beklediğiniz yönde hareket ettiğinde vade sonunu beklemeden ters işlem ile kapatabileceğimizi belirtmiştik.

USDTRY spot 3.55 olduğunda USDTRY 3.6000 CALL alış fiyatı: 5.00 TL olsun. 

İşlem maliyeti: 

İşlem maliyetleri
  1. Komisyon oranı * İşlem hacmi = 
(Onbinde5)*(3.60*1000*1000)=1800 TL

  1. BSMV=Ödenen komisyon*BSMVoranı
(1800TL*yüzde5)=90 TL

  1. İhmal edilebilir ilk takas masrafı (kuruş)

  1. Ödenen prim: Bid*kontart adedi= 5.00*1000=5000 TL

Diğer işlem maliyetleri eksi olmak kaydıyla;

Sonuç; 18500 TL alınan prim - 5000 TL ödenen prim kadar kazancınız olacaktır.

(VERGİ: Elde edilen kazançtan %10 stopaj)

Bir sonraki bölümde bir opsiyon stratejisi ile uygulamalı örnek yapacağız.. 


16 Şubat 2016 Salı

Kokoreç.. CoCo-CoCo

Varsayım Titanik'in batmayacağı olunca varacağımız yere daha hızlı varmak için neden ateşi körüklemeyelim ki?

Bankacılık krizi yüksek tonda dile getirilmeye başlandı. Titanik gibi lanse edilmiş birçok banka yine topun ağzında. Avrupa'da Titanik'lerin yılbaşından bu yana değer kayıpları %30'u aştı. Neden çok ama nedenlerin doğurduğu sonuç tanıdık: Risk ilüzyonu ve kârlılık.. 

Deutsche Bank'ın piyasayı sallayan CoCo krizi baş gösterince kapıldığım duygu şu oldu: "Yine bir kriz olursa biz nereden niçin geleceğini çözene kadar fiyatlama bitmiş olacak sanırım." Neyse ki üstün körü de olsa o sıra takip ettiğimiz temerrüt riski Deutsche'nin tahvil geri alımı ile sona erdi. Ya da biz öyle sanıyoruz. İş işten geçtikten sonra (aslında geçmedi) detaylarına inebildiğim bu  gelişme hiç de yabana atılır cinsten değil. Avrupa'da bankalar "sonucu resesyonu doğuran" ve bilinen gelişmeler sonucunda karlılık sorunu yaşamaktaydı. İçeride Türkiye bankacılık sektörü için de dile getirilen Özsermaye karlılıklarındaki düşüşte yalnız olmadığımızı da hatırlamış olduk. 

Hisse senedi piyasasında ortak olmaya değer şirketler ararsınız. Sonucunda ucuz olduğunu düşündüğünüz hikayesi olan ve ila nihaye karlılık tarafında sizi sevindirecek şirkette paranızı değerlendirirsiniz. Avrupalı yatırımcılar da benzer arayış içerisinde ama sektörde bankalar kendilerine doğru düzgün mevduat faizi bile vermemekte, daha ötesinde tarihi düşük faiz oranlarına rağmen yeni bir alternatif yatırım olmadığından, yatırımcılar, kredi çekmek için bankanın yolunu unutmuş halde. Elbette ki bankalara ilgi duymuyorlar.  Tersten bakıldığında bankalar da sermayedar bulmakta zorlanıyor olmalılar. ECB durumun bu kadar vahim bir noktaya gelmesini elbetteki istemedi. Olağandışı düşük faizlerin uzun vadede banka aleyhine olduğunu biliyordu. Bilmediği veya öngöremediği şey ise bu kadar düşük faizlerde bile Avrupalıları reel yatırıma yönlendiremeyeceği oldu. Normalde düşük faiz ekonomiyi canlandırmaya yetse (ECB'nin baz senaryosu bu idi) çarklar döneceğinden kaba tabirle bankalar da "sürümden kazanabilirdi". Düşük faizlerden yararlanıp kredi çekip yatırım yapmak isteyen, krizi fırsata çevirmek isteyen, kısacası harcayan neredeyse yok. Durum böyle olunca ECB'nin umut ettiği "Kazan- Kazan" modeli, kendi kendini bitiren bir "Kısır Döngü"ye dönüyor.

İşte bu noktada bankacılık sektörünün kalbi olarak nitelendirdiğim sermaye yeterlilik rasyosunda bozulmalar baş gösteriyor. Daha kötüsü ise rasyonun üzerinde 2012'den bu yana oyunlar oynanmaya başlamış. Risk ilüzyonu olarak adlandırdığım da bu. Yaşar Hoca (Yaşar Erdinç) konuyu haftalık bülteninde çok güzel anlatmış. O yüzden tekrar konuyu detaylandırmayacağım ama olan şey 2008 yılında seküritizasyon (menkul kıymetleştirme) olarak lügatımıza giren kriz müsebbibi. Tarihten yeterli ders alınmamış olsa gerek hala benzer oyunlarla (hisse senedine değiştirilebilir tahviller için hisse senedine dönüşme şartı sermaye yeterlilik rasyosunun kabul edilemez seviyeye düşmesi=CoCo) bilanço makyajı yapılıyor. Benim içinse CoCo ve bu tarz yeni dönem popstarların kelime karşılığı UCUBE. 

Bir diyalog ile işi netleştirelim;

DEUTSCHE - bana borç verin size karşılığında şu kadar faiz veriyim benim alacaklım olun. Piyasa faizleri eksideyken size +x (x>o) puan vereceğim. 

Mağdur yatırımcı - Sen kimsin? Ya faizimi vermezsen, DEUTSCHE olsa  tamam da.. 

DEUTSCHE - Ben de DEUTSCHEyim. 

Mağdur yatırımcı - öyleyse tamam başka riski yoksa bu yatırıma girelim. 

(Buraya kadar herşey süper)

DEUTSCHE - başka risk yok efendim. Sadece şöyle birşey var, hani bankamız batacak kadar sıkıntıya girerse siz de bizim alacaklımız değil ortağımız olacaksınız. Ama zaten bankamız batarsa mevduatlar da sıkıntıya girer yani çok önemli birşey değil.

!!! İşte burada büyük bir çelişki var. Rasyonel bir yatırımcı için bir şirkete alacaklıyken, sırf batma riski öne çıktığı için şirkete ortak olmanın hiçbir mantığı yok. Buna rağmen geçmiş tecrübelerle bize bu bankalar için "batmayacak kadar büyük" dediler ve ikna ettiler. Varsayım Titanik'in batmayacağı olunca varacağımız yere daha hızlı varmak için neden ateşi körüklemeyelim ki?

Negatif faizin olağan karşılandığı dönemde, ısrarla sürdürülebilir olmadığını düşündüğüm uygulamalar en azından Avrupa'da yatırımcıları paranın değerini koruyabilecek (belki biraz getiri de sağlar umuduyla) mevduat faizi dışındaki alternatiflere yönlendirmiş durumda. Bu nedenle muhtemelen bankacılık sektörü çalışanları bizde olduğu gibi mudilerini kaybetmemek için tahvil piyasasına sığındı. Şuan gündemde olan CoCo krizinin de, patlamasını beklediğimiz tahvil balonunun da arkasındaki nedenler aynı. Tekrar etmek gerekirse ECB'nin umut ettiği "Kazan- Kazan" modeli, kendi kendini bitiren bir "Kısır Döngü"ye dönmüş durumda. Döngüyü bitirecek gelişme büyüme fitilinin bir şekilde tutuşması. Ama Nasıl? Hangi yolla? 

Bu bir kriz yazısı mıdır? Kriz mi gelecek? Bilemiyorum.. Elçiye zeval olmaz. Ben kendimi bu yazıda ulak olarak görüyorum. 

Not: son yazımdan bu yana "game-changer" olarak adlandırabileceğimiz yeni bir gelişme olmadığından yeni bir piyasa analizi yapmaya henüz ihtiyaç duymadım. 

7 Ocak 2015 Çarşamba

BIST100-06.01.2015

Neredeyse tüm piyasalarda düşen petrol fiyatı ve küresel büyüme endişeleri olumsuz fiyatlamalara neden olurken BIST100 endeksi keyif sürmeye devam ediyor. 85500'ün kırılmasıyla başlayan alım dalgası 87 bin seviyesine yaklaştı. Gün içi en yüksek 86911 seviyesi görülerek 86909 puandan kapanış oldu. 

Bu noktada açıklanan enflasyon oranının beklentileri fazlasıyla karşılamasının etkisini belirtmekte fayda var. Hazine ihaleleri de başarılı geçti ve tahvil faizlerinde düşüşler yaşandı. Enflasyondaki düşüş aynı zamanda TCMB'nin hafta sonu aldığı zorunlu karşılık oranlarının kur üzerindeki etkisini de hafifletmiş görünüyor. Petrolün enflasyon üzerindeki olumlu etkisini henüz tatmış olan piyasalar, şimdilik petrol fiyatlarındaki düşüşü pozitif karşılıyor. Şimdilik diyoruz, çünkü petrolde neredeyse yeni bir serbest düşüş yaşanmakta ve bu durum daha önceki yorumlarımda da bahsettiğim üzere Rusya ve benzeri petrol ihraç eden ülkeler için büyük risk taşıyor. Lira'da önemli değer kayıpları gözlenmedikçe petroldeki düşüşün sorun yaratmasını beklemiyorum, ancak söz konusu riski de göz ardı etmiyorum. 

Önümüzdeki dönemde mevcut koşullar yeni bir küresel krize neden olmadığı sürece TCMB'den faiz indirimleri gelebilir. Şuan %8.25 olan faizler önümüzdeki 6 ay içinde %7-7.50 aralığına kadar indirilebilir. ABD 10 yıllık tahvil faizleri de görece düşük seviyelerde ve bu durum piyasamız adına pozitif. 



Dün belirttiğim üzere 85500 önemli destek seviyesi ve bu seviye aşağı geçildiğinde muhtemelen piyasa iyimserliği değil, kötümserliği seçmiş olacaktır. Yarın için böyle bir beklentim yok. 

3 Şubat 2014 Pazartesi

Dolar Kurunda Yükseliş Hikayesi Bitmedi - USDTRY


Uzun zamandır analiz yapmanın neredeyse imkansız hale geldiği Dolar/TL’de anlamlı sonuçlar vermeyeceğinden veya net bir yön çizilemeyeceğinden analiz yapamamaktaydım. Ülke olarak da; siyasi gerginliğin, TCMB’nin etkinsizliğinin ve FED’in çıkış sürecinin Dolar kurunu nereye kadar taşıyacağını korkulu gözler ile izler durumdaydık. Neyse ki yeni zirve 2.39 civarında oluştu. Bunda, grafikte de belirttiğim üzere, TCMB’nin “Ben Buradayım” mesajının büyük rol oynadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Geçmişi detaylandırmayıp, dolar kuruna yönelik gelecek beklentilerimi belirtmek isterim.

Öncelikle Dolar/TL’de ilk şoku atlattık. Dolar grafiğindeki dalga boyları bunu net şekilde ortaya koyuyor. “Üçgen formasyon” şeklinde yorumlanan oluşumu da gözlemleyebiliyoruz. Üçgen formasyon oluşumlarının sert bir şekilde kırılacağı düşünülür. Dolayısıyla formasyonun hedefi kısa zamanda 2.24 desteği kırılırsa aşağıda 2.18; 2.29 direnci kırıldığında ise yukarıda 2.35 hedefleri bulunuyor. Bu oluşumu önemsiyorum ve belirttiğim destek ya da dirençler kırılırsa aynı yönde söz konusu hedeflere doğru pozisyon alınmasının mantıklı olabileceğini düşünüyorum. 

1. Senaryo: Ancak üçgen formasyonun kırılması, Dolar kurunun bundan sonra aynı yönde ve aynı şiddette devam edeceği anlamına gelmez. Aksine yukarı yönlü kırılmada TCMB’nin tekrar devreye girmesi sürpriz olmaz. Bu senaryoda düşüş trendinin sarı bölgedeki kanal içerisinde 2.23’e kadar devam edebileceğini sanıyorum.  Bu andan sonra dolar kuru tekrar dengelenip yukarı yönlü eğimle 2014 yılını tamamlayabilir.

2. Senaryo: Aşağı yönlü kırılmanın etkisinin kalıcı olmayacağını ve geçici bir “trade etkisi” yaratacağı inancındayım. 2.20’nin altına sarkan dolar kuru tekrar yükselerek yeşil bölgedeki kanal içerisinde hareket edebilir.

Sonuç olarak “aşağı” ya da “yukarı” yönlü ani bir sert dalgalanma ihtimaline karşın, Dolar kurunun her iki ihtimalde de 2.20-2.30 arasında dengeye ulaşabilir ve 2014 yılında yükselen trend desteğinin kırılma ihtimali düşük görünmektedir. Buna sebep olarak FED’in çıkış sürecini gösterebiliriz. Bilindiği üzere tahvil alımı tam da beklenildiği gibi kademeli olarak azaltılmakta ve yüksek ihtimalle 2014 yılında sona erecektir. Ancak dolar kurunun yükseliş hikayesinin “tapering” ile sona ermesi beklenemez. Çünkü henüz neredeyse hiç fiyatlanmamış “FED faiz artırımı” süreci var. 


12 Ocak 2014 Pazar

Gram Altın Analizi: Siyasetin Dediği Olur!..

Daha önce ons bazında Altın analizi bir kaç kez yaptım, bu defa gram/TL cinsinden altın analizi yapmak istedim. Çünkü gram bazında incelendiğinde biraz daha farklı detaylar ön plana çıkmakta. Özellikle Dolar/TL'nin seyri fiyatlamaya doğrudan etki etmektedir. Bu noktada analizimize iki açıdan bakacağız.



Bunlardan ilki Ons bazında Altın analizi, ikincisi ise Dolar/TL analizi olacak. Altının onsu geçtiğimiz hafta tarım dışı istihdamın ummadık şekilde 200 binin oldukça altında 74 bin olarak açıklanması "acaba tapering de agresif olunamayacak mı" algısı yarattı ve 1250 dolara yakın seviyeden kapanış yaptı. Söz konusu yükseliş daha öncede belirttiğim üzere 1270 civarında bulunan direnci aşmamasından dolayı anlamlı bulmuyorum. Daha doğrusu yukarı yönlü trend başladı demek için yeterli değil. Altına olan fiziki talebin de kısmen arttığı bir ortamda hala tapering ile gelen tepkilerin bu denli cılız olması, neden uzun zamandır Altın için karamsar olduğumu kısmen ifade ediyor. "Tapering'de azaltım yavaşlayacak" iyimserliğiyle yükselen Altın'a da bu anlamda ne kadar güvenilebilir ki? Dolayısıyla 1200-1220 civarındaki desteği önemsemekle beraber Altın için karamsarlığımı koruyorum ve Altın'ın 1200-1270 arasında dalgalanacağı varsayımıyla hareket ediyorum. 


Gelelim ikinci aşamaya.. Dolar/TL'nin seyrinin gram Altına doğrudan etki ettiğini söylemiştim. Birazdan kullanacağım ifade çok önemli: dolar endeksindeki harekete paralel şekilde dalgalanan Dolar/TL'nin fiyatlamaya bir etkisi olmaz. Böyle bir durumda ons Altın nereye giderse gram Altın'ın da o yönde gitmesi beklenebilir. Yani biz Dolar/TL'yi incelerken "dolar endeksinden hangi yönde ne kadar şiddetle sapma gösteriyor?" sorusunun cevabını arıyor olacağız. Dolayısıyla TL'deki negatif yada pozitif ayrışmalar önem arz ediyor. 

Kurun üzerinde bilindiği üzere siyasi gerginliğin ve taperingin baskısı var. 2 faktörde kuru yukarı doğru itiyor. Tapering yönlü baskıyı ayrı bir kefeye koymak gerekiyor. Ayrıca incelemeye de gerek yok. Çünkü taperingin etkisi sadece TL'yi değil, dolara karşı diğer tüm para birimlerini etkiliyor. Bu da dolar endeksi üzerinde yukarı yönlü etki yaratmakta olup, zaten ons bazında incelediğimiz Altın fiyatlamalrının içinde bulunuyor. Yukarıda da vurguladığım gibi bizi asıl ilgilendiren TL'nin dolar endeksinden negatif ya da pozitif ayrıştığı noktaların tespitini iyi yapmak. Bu açıdan bakınca tüm değişkenlerin bizi tek yöne götürdüğünü görüyoruz: Siyasi gerginlik!.. Sürekli rekor kıran kurun en büyük destekçisi .. Bir de buna TCMB'nin zayıf hamleleri de eklenince TL'deki değer kaybı had safhaya çıktı. Tam da bu sebeplerle diğer para birimlerine kıyasla TL Dolara karşı çok daha fazla değer kaybetti.

Bunun sonucu olarak gram Altın'da yükselişler gözlendi. 86'nın üzerine çıktık. Bundan sonraki dönemde ons Altın'da yataylaşmanın devam edeceğini öngördüğümden dolayı, dolardaki tahminlerin önem arz ettiğini belirtmeliyim. Siyasi gerginlik son noktaya geldi mi? En kötüsünü gördük mü? Yoksa seçimler öncesi henüz herşey daha yeni mi başlıyor? İşte bu sorulara ben cevap verip, sizin değerli düşüncelerinize yön vermek istemiyorum. Sadece vereceğiniz cevabın gram Altındaki etkilerini açıklamak isterim. Eğer henüz herşey daha yeni başlıyorsa, gram Altın'da hikaye bitmiş sayılmaz 3 ay içinde 1220 desteği kırılmadıkça 90 TL'yi görmemek neredeyse imkansız. Yok eğer daha fazla negatif ayrışamayız diyorsanız ve artık bu gerginliğin daha da büyümesi sizce mümkün değilse 80-87 gram/TL arasında dalgalanmanın devam etmesi yüksek ihtimal. Siyasi gerginliğin sona erme ihtimalinde dahi Dolar TL'de 2.06'nın altını beklemiyor olmam gram Altın'da 80 desteğinin güçlü kalacağına olan inancımın temelinde yatan ana sebeptir. 

Yukarıdaki analizimde öngörülerim ve yaptığım tahminlerden daha önemli olan kısımlar, gram Altına bakış açısının nasıl olması gerektiği ile ilgili olan kısımlardır. Buna daha fazla önem vermenizi tavsiye ederim. Umarım faydalı bir çalışma olmuştur.. 

22 Kasım 2013 Cuma

Dolar ve Altın Analizi (Kısa vadeli)

Altın (ONS)


FOMC tutanaklarının ardından tahvil alımında çıkış sürecini yakından ilgilendiren işsizlik maaşı başvurularının beklenenin altında 323.000 (beklenti 335.000) kalması Altın'da satışları arttırdı. 1349 seviyesinden gevşeyen Altın 1237 seviyelerine kadar geriledi. Altın için henüz toparlanma sinyalleri alınamazken, tepki alımlarının ise şimdilik 1250 ve 1260-65 civarındaki dirençlerden dönmesini bekliyorum.

Dolar/TL



Dün Dolar/TL için kısa vadede takip edilen alçalan kanal bir süre önce yukarı yönlü kırıldı. Bu durum Dolar/TL için teknik açıdan yön tayin etmede zorluk çıkarmaktadır. Öte yandan TCMB'nin sıkılaştırıcı önlemleri yükselişleri baskılarken, FOMC tutanakları ve işsizlik maaşı başvurularının ardından tahvil alım programında yakın zamanda azaltıma gidilebileceği endişesinin hortlaması da yukarı yönlü gidişatı desteklemektedir.

Tüm bunlar göz önüne alındığında teknik olarak kısa vadeli kanalın kırılması, tazeliğini koruyan çıkış süreci endişelerinin de baskın gelmesiyle 2.0240 ve 2.0350 dirençlerinin çalışması beklenebilir. Aksi halde kanalın içine tekrar girilirse durum terse dönebilir. Bu sabah S&P'nin notumuzu teyit etmesi de düşüşü destekleyen unsurlardan bir tanesi. Destekler 2.0130 ve 2.0050’de bulunmaktadır.

En önemli Direnç: 2.0240 civarında bulunan %61,8 Fibo
En önemli Destek: 1.9950'ye denk gelen yeşil renkli yükselen trend



13 Kasım 2013 Çarşamba

Dolar'ı Ateş Bastı

Dolar/TL (USDTRY)



TCMB'nin döviz satım ihalelerine yüksek talep gelmeye devam ederken, şimdilik kurun ateşini söndürmeye de yeterli olamadı. 2.0510-2.0320 bandında yatay hareket edeceğini düşündüğüm Dolar/TL, dün bankalar arası piyasada en yüksek 2.0560'tan işlem gördü. FX piyasasında ise 2.0599 görüldü. 

Gün içinde 2.0420'in altına ise hiç inmeyerek günü 2.0511 seviyesinden kapattı. 2.0420 desteğini takip ederek 2.0570-2.0600 dirençlerindeki tepkiye odaklanmak gerektiğini düşünüyorum. 2.06’nın kırılması durumunda alımlar anlık hız kazanabilir. Böyle bir durum ortaya çıkarsa kısa vadede satış fırsatı olarak değerlendirilmelidir. 

Dün Endonezya Merkez Bankası da beklenmedik (!) bir şekilde 25 bp faiz indirimine gitti. Olası risklere karşı gelişmekte olan ve aynı sınıfta olduğumuz ülkeler arasında faiz silahını kullanmayarak önlem almaya çalışan ender piyasalardan biri olduk. Bugün cari açık rakamı açıklanacak. Beklentinin üzerinde bir açık piyasada kırılganlığımızın da boyutlarını gözler önüne sereceğinden bu durum borsayı olumsuz etkileyebileceği gibi, dövizde de yükselişe sebep olabilecektir. 

Merkez Bankası, dün düzenlediği döviz satım ihalesinde 160 milyon dolarlık satım yaptı. İhalede teklif tutarı 336 milyon dolar olurken, ortalama fiyat 2.0476 TL seviyesinde oluştu. TCMB bugün saat 16.30´da yapacağı döviz satım ihalesi tutarını minimum 160 milyon dolar olarak açıkladı. Ayrıca 18-19 Kasım´da iki günlük ek parasal sıkılaştırma (EPS) uygulayacağını ve en az 100´er milyon dolar tutarında döviz satım ihalesi açacağını da duyurdu.


4 Kasım 2013 Pazartesi

Cuma Günü ABD İstihdam Verisi Piyasayı Sallayabilir

Dolar /TL


Geçtiğimiz hafta FED tahvil alım programında azaltımı erteledi. Faiz oranlarını beklendiği gibi %0.25'te sabit tuttu. TCMB başkanı Erdem Başçı ise önümüzdeki günler için daha değerli TL vaadinde bulundu ve biraz daha sıkılaştırıcı politika izlenebileceği vurgusu yaptı. Tüm bu gelişmelerin normal şartlar altında Dolar/TL'yi aşağı yönlü etki etmesi beklenir.

Ancak FED metinlerinde yer alan sözlerin şahince bulunması ve Erdem Başçı'nın sözel müdahalesinin kısa süreli etki yapması Dolar/TL'nin FX piyasasında, hafta öncesinde hedef belirlediğimiz 2.01 seviyesinin de üzerinde, 2.0172'den kapatmasına neden oldu.

Bu hafta ABD'de büyüme verileri ve daha da önemlisi ABD istihdam raporu Dolar/TL yatırımcıları tarafından dikkatle takip edilecek. Verilerin kötü gelmesi Dolar kurunda 2.0450'nin tekrar görülmesine neden olabilir. 2.00 seviyesi ise artık en önemli destek konumunda.

Altın (ONS)
  
FED metinlerinin etkisiyle tüm para birimlerine karşı değer kazanan Dolar'ın bu performansı Altın yatırımcılarını geçtiğimiz haftada üzdü.1351’den haftaya başlayan kıymetli metal 36 dolar düşüş yaşayarak haftayı 1315 ons/dolar seviyesinden kapattı.

Eğer piyasalara yön verdiğini düşündüğümüz ve takip edilmesi gereken bir veri varsa o da Cuma günü açıklanacak ABD istihdam durumu (tarım dışı istihdam, işsizlik oranı vb.) verisidir. Sonrasında Ben Bernanke de konuşma yapacak. Verilerin olumlu gelmesi durumunda 1305-1290-1275 destekleri sırasıyla takip edilecek.
 
Tahvil-Bono Piyasaları

Geçtiğimiz hafta piyasayı şekillendiren yine FED oldu. FED'in tahvil alım programında azaltım (tapering) ile ilgili aldığı karar sonrası Dolar kuru artıp, Altın değer kaybederken, tahvil-bono piyasasında da çıkışlar gözlendi. 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafta boyunca 49 bp artış kaydederek haftayı %8.07 oranında kapattı. Geçen hafta FED kararı ne kadar önemliyse bu hafta da ABD istihdam verileri o kadar önemli olacak.
  

Ayrıca bugün saat 10:00'da TÜFE açıklanacak. Daha önce %7.88 olan veri  için beklenti %7.50'ye düşüş olacağı yönünde. Beklentilerden yüksek     gelen enflasyon oranı faizlerde yükselişe neden olabilir.

11 Ekim 2013 Cuma

Altın ve Dolar Başını Yukarı Kaldıramıyor

Dolar/TL

Hafta başından bu yana Dolar/TL'de takip ettiğimiz alçalan kanal direnci içerisinde hareket devam etmekte ve TL, Dolar'a karşı değer kazanmaktadır. Orta vade için kanalın alt bandı 1.9570'i işaret etmektedir ve düşüşün devam etmesiyle bu seviyenin görülme ihtimalinin arttığı kansındayım. Bugün için yataya yakın hafif düşüşün önceki günlere benzer şekilde devam etmesi beklenebilir. 1.9680 seviyesi 1.9570’e doğru yol alan Dolar/TL’nin önündeki en önemli destek seviyesidir.

Daha önce de belirttiğimiz üzere tahvil alımının mevcut seviyede bir süre daha devam edeceği beklentisi önem kazandı ve bu beklentiyle dolar endeksi (DXY) hızla aşağı yönde yol alırken, TL de önce negatif ayrıştı sonrasında ise bu düşüşle uyumlu olarak değer kazandı.

Altın (ONS)



Dün teknik olarak ana düşüş trendlerinin kırılmamış olmasına rağmen kısa vadede 1305'in üzerinde long açılabileceğini ve bu durumda 1310-1315 aralığının hedeflenebileceğini belirtmiştik. Altın gün içinde en yüksek 1311 seviyesini görmesine karşın, uzun aradan sonra satışların da artmasıyla beraber tekrar 1290 desteğinin altına sarktı ve en düşük 1283 seviyesini gördü.

ABD'de dün borç tavanı için Cumhuriyetçiler'in Demokratlar'a 6 haftayı kapsayan geçici bir çözüm paketi sunması piyasada gerginliğin azalmasına, hisse senedi piyasasına olan ilginin artmasına dolayısıyla Altın'da da satışların artmasına neden olmuş olabileceğini düşünüyorum. Bu yönde atılacak olumlu adımların bundan sonra da Altın'da satışlara sebep olduğuna tanıklık edebiliriz. Şuan 1295 civarında bulunan altın için önemli destekler 1276 ve 1290 civarındadır.

Tahvil - Bono Piyasaları

2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi dün en düşük %7.93 en yüksek %8.05 seviyelerini görerek %7.98’den kapanış yaptı. Henüz %8 seviyesinin altında faizin kalıcı olduğunu söylemek için erken olduğunu düşünüyorum.

ABD 10 yıllıkları da hala makul seviyelerden işlem görmekte. Borç tavanına geçici çözümün büyük olasılıkla bulunmasıyla beraber ABD 10 yıllıklarında %2.60-2.70 civarındaki dalgalanma devam edebilir.

10 Ekim 2013 Perşembe

Dolar - Altın (Günlük Yorum 10 Ekim)

Dolar/TL Kanal Direncini Kıramadı



Dün Dolar/TL 1.9920'de bulunan alçalan kanal direncini kıramadı ve yükselişler cılız kaldı. Daha önceki kısa vadeli bant olan 1.9880-2.0120'deki hareketlerin artık yerini 1.9800-1.9920 aralığına bıraktığını söylemek mümkün.

2.00 seviyesinin aşılması artık 1.9920 direncinin kırılmasıyla gündeme gelebilir. Aksi halde FED'in Ekim ayında da azaltım yapmayacağı beklentisi ile TL değer kazanmaya devam edebilir. Dolar kuru için teknik göstergeler de bu dönemde temel verilerle uyumlu hareket etmektedir. Çok kısa vadede sabah saatlerinde meydana gelen teknik aykırılık bugün 1.9900’a yeni bir çıkış olabileceği izlenimi yaratıyor.


Altın (ONS) 



Altın, 1320-1330 aralığında dalgalandığı dönemde 1330'da bulunan direncini çok defa denemesine rağmen kıramayınca dün teknik olarak düşüş yaşadı. Dün 1322'den güne başlayan altın 1305 desteğini kırdıktan sonra bir sonraki destek seviyesi olan 1290'a oldukça yaklaşarak 1294’e kadar gerileme yaşadı.

Altın bugün 1305’te bulunan direncini aşabiilirse, long pozisyon alnarak 1310-1315 civarı hedef olarak belirlenebilir. Bu durumda 1297 stop olarak belirlenmelidir.

Enflasyon Merkez Bankaları'nın Politikalarına Yön Veriyor

Dün en yüksek %,7.95 en düşük %7.93 seviyelerini gören 2 yıl vadeli gösterge kıymetin bileşik faizi yatay seyir izleyerek günü %7.95’ten kapattı. ABD 10 yıllık tahvil faizleri ise %2.69 civarından işlem görmekte.


Bunun yanı sıra Güney Kore Merkez Bankası ülkedeki tarihi düşük enflasyon seviyesini fırsat bilerek politika faizinde değişikliğe gitmedi. Mayıs ayında da büyümeyi desteklemek için faiz indirimine gidilmişti. Brezilya Merkez Bankası ise  ülke para birimi olan realdeki değer kaybının enflasyon üzerindeki baskısından dolayı 5.kez faiz arttırımına gitti.

7 Ekim 2013 Pazartesi

Dolar-Altın-Faiz Analizi - (07 Ekim)


“Geçen haftaki düşüş trendine rağmen haftaya başlarken Dolar/TL’de gözlenen yükselişle beraber kısa vadede 2.0100 hedef olarak görülebilir.
Altın’da ise teknik olarak geçen hafta değindiğim OBO (omuz-baş-omuz) formasyonu, aşağı yönlü trend, yükselişlerin orta-uzun vadeli düşüş trendlerinde son bulması ve kritik dirençlerin aşılamaması görünümün hala negatif olduğunu gösteriyor.”

Altın (ons)



Geçen haftanın ilk günleri Altın için aşırı volatil hareketlere sahne olurken, haftanın kapanışına doğru Altın'da durulma gözlendi ve 1300 doların üzerinde 1310’dan kapanış gerçekleşti.  1290-1325 bandı oldukça önem kazandı. Bu hafta için yine bu bandın önemli olacağını ve herhangi bir kırılma da her iki yönde de sert hareketler gözlenebileceğini düşünüyorum.

Teknik olarak geçen hafta değindiğim OBO (omuz-baş-omuz) formasyonu, aşağı yönlü trend, yükselişlerin orta-uzun vadeli düşüş trendlerinde son bulması ve kritik dirençlerin aşılamaması görünümün hala negatif olduğunu gösteriyor.

Faiz 

Geçen hafta tahvil bono piyasasına talebin arttığı gözlendi. ABD'de riskli varlıklara olan eğilimin azalmaya başlaması ile 10 yıllık tahvil faizleri %2.65 civarındaki seviyelerini korurken, iç piyasamızda da tahvil-bono piyasasında önceki aylara nazaran hacimdeki artış önemli. Özellikle Türkiye'de 2 yıl vadeli gösterge kıymetin bileşik faizinde %8.30-8.40 civarı seviyeler oldukça olumlu algılanmaktadır.

Dolar/TL

Geçtiğimiz hafta yataya yakın seyir izleyen Dolar/TL'deki söz konusu sakinlik kurlarda görülmesi istenen istikrar için önem arz ediyor. Dolarda tüm yükselişlerin sınırlı kalmasında ise dolar endeksinde (DXY) son 8 ayın en düşük seviyelerinin görülmesinin önemli etkisi vardı.


Geçen hafta önemli destek olarak belirttiğim 1.9880'den destek bulan Dolar/TL, bu sabah bankalar arası piyasada 2.00 seviyesine oldukça yaklaştı ve 1.9950 civarından işlem görüyor. Geçen haftaki düşüş trendine rağmen haftaya başlarken dolar kurunda gözlenen bu yükselişle beraber kısa vadede 2.0100 hedef olarak görülebilir.

2 Ekim 2013 Çarşamba

Günlük Altın-Dolar Analizi


Altın (ONS)


Orta vadede düşüş, kısa vadede yükseliş kanalı içerisinden hareket eden Altın dün ons bazında kısa vadeli yükseliş kanalını kırdı ve çok kısa sürede 1290 seviyesine kadar indi. Ancak bu noktadan itibaren orta vadeli alçalan kanalın alt bandı destek oldu ve 1300 seviyesine doğru anlık ataklar gözlendi. Kısa vadeli kanalımız kırıldığından dolayı artık dikkat edilmesi gereken orta vadeli kanaldır. Bu kanal 1280-1340 geniş bandını işaret etmektedir ve en önemli destek ve direnç seviyesi olarak göz çarpmaktadır. Daha kısa vadeli trade yapmak isteyen yatırımcıların ise dikkat etmesi gereken diğer dirençler 1295 ve 1305 iken, 1290’ın kırılmasıyla 1270 civarına kadar geri çekilme gözlenebilecektir.

Dolar/TL


Bankalar arası piyasada dün 2.0164 seviyesinden açılış yapan Dolar/TL gün içinde satışlar ile karşılaşsa da 2.00 desteğinden tepki geldi ve en düşük 2.0036 seviyesi görüldü. Ayrıca dün TCMB 180 milyon dolarlık döviz satım ihalesi açtı. Bugün ise bankalar arası piyasa kapandıktan FX piyasasını yakından etkilemesi beklenen FED Başkanı Ben Bernanke’nin konuşması takip edilecektir. Şuan 2.0162’den işlem gören dolarda 2.00 seviyesinin iki kez test edilmesine rağmen kırılamamış olması yükselişe dair sinyal olarak yorumlanabilir.


23 Eylül 2013 Pazartesi

Dolar / TL - (USDTRY) - Analiz

Dolara yatırım yapmak isteyenler ya da sürekli olarak işin gereği olarak döviz borçlusu-alacaklısı konumunda olanlar için USDTRY (Dolar/TL) ‘yi incelemek istedim.


Öncelikli olarak belirtmem gereken konu TCMB’de (T.C. Merkez Bankası) var olan bilgilerin hiçbir finansal kuruluşta olamayacağıdır. Dolayısıyla TCMB Başkanı Sn. Erdem Başçı’nın yıl sonu için hedef gösterdiği 1.92 TL’nin en önemli hedef olduğunu belirtmek gerekir. Ancak bu hedefin doğrudan Sn. Başçı’ya ait olduğunu ve TCMB kayıtlarında böyle bir hedefe yer verilmediğini unutmayalım.

Merkez Bankaları zaman zaman Dövize Sn Başçı’nın yaptığı gibi “sözel” müdahalelerde bulunmakta ve piyasayı bu anlamda speküle edebilmektedir. (Buradaki speküle ifadesi olumsuz algılanmamalıdır).


Teknik olarak incelendiğinde ise 3 kanal dikkat çekmektedir. Her kanal ayrı bir vadeye işaret etmektedir. Yeşil renkli kesik çizgili kanal “Uzun Vade”, beyaz renkli kanal “Orta Vade” ve kırmızı renkli kanal “Kısa Vade”yi göstermektedir. Yatırımcılar, doları, kendi risk profillerine göre ya da elindeki işin niteliğine göre belirttiğim vadelerde takip edebilirler.

Kısa vadedeki toparlanma güçlü görünüyor. FED’in (Amerika Merkez Bankası) tahvil alımlarına 85 milyar dolarla aynen devam etme kararı USDTRY’yi 1.95’in altına düşürdü. Ancak bu karara rağmen Dolar hızla 1.99’a kadar yükseldi. Şuan 1.9880’den işlem gören Dolar’ın kısa zamanda tekrar 2 TL’nin üzerine çıkması muhtemel. Ancak mevcut seviyede 200 saatlik değişken hareketli ortalama direnci var. 1.9730 ise en yakın destek olarak göze çarpıyor.

Orta vadede Başçı’nın sözel müdahalesi ve Dolar’ın diğer tüm para brimlerine karşı değer kaybetmesinin etkilerini gözlemliyoruz. Orta vadede kanal hedefi güçlü toparlanmanın da desteğiyle 2.02 TL’yi gösteriyor. Düşüşlerin ise sınırlı olabileceği izlenimi yaratıyor ve bu durumda 1.9600’nın altına sarkma olması çok muhtemel görünmüyor. 

Uzun vadede ise yönümüz yine yukarı. Doların 2.05 TL’ye uzun vadede (belki yıl sonuna kadar) gelmesi beklenebilir. Ancak uzun vadeli düşünüyorsak TCMB politikalarını da dikkatle takip etmeliyiz. Olası faiz artırımları Uluslar arası Fisher etkisi yaratması beklenebileceğinden yükseliş senaryosunu iptal edebilir ve 1.9500 gündeme gelebilir. TCMB'nin hali hazırda gündeminde faiz artırım kararı bulunmamaktadır. Ayrıca dünyayı dolara boğan FED’in yavaş yavaş bu paraları çekmeye karar verdiğini de unutmayalım. Bu durum da dolara olan talebi arttıracağından 2.05 hedefini kuvvetlendirmektedir.

Özetle;
Kısa vade bant aralığı: 1.9730-2.00
Orta vade bant aralığı: 1.96 - 2.02
Uzun vade bant aralığı: 1.95 – 2.05

Not: Uzun vadede kanalın alt bandı olan 1.95’in çok yakın bir hedef olması dikkatinizi çekmiş olabilir. Bunun kırılması durumunda sırasıyla 1.92 ve 1.90 takip edilmelidir.

16 Ağustos 2013 Cuma

15 Ağustos'taki Sert Dalgalanma Üzerine-Eur/USD- Avrupa ve Küresel piyasalar

Eur/USD
Dün birçok tarafta olduğu gibi Eur/USD tarafında da dalgalı ve
bir o kadar da şaşırtıcı hareketlenmeler yaşandı. ABD'de olumlu gelen veriler
tahvil alımını azaltıcı yönde beklentileri güçlendirdiğinden tahmin edileceği
gibi doları kuvvetlendirdi ve parite 1.3200'ye kadar geriledi. Ancak sonrasında
ters yönde pozisyonlar emtia piyasalarının birçoğunda olduğu gibi Eur/Usd paritesinde
de alınmaya başlandı. DXY dolar endeksinde 82.0 direnci kırılmadıkça parite
için de yukarı yönlü beklentinin devam etmesi gerektiği kanaatindeyim. Dün
teknik anlamda bu direncin de gücünü gösterdiği bir gün oldu. 82'ye kadar
yaklaşşa da yükseliş, buradan 81'e doğru gevşeme oldu. Parite de 1.3200 den
destek alıp 1.3340'a yükseldi. Dün yaşanan tüm bu olaylar göz önüne alındığında
paritenin 1.3400 hedefinin daha da güçlendiğini düşünüyorum. Günün şuan ki
saatlerine kadar pariteye baktığımızda 1.3340 civarında, DXY dolar endeksinin
de 81.3 civarında yatay seyir izlediğini görebiliriz.
 Avrupa Referanslı Küresel Piyasalar
 Dün Avrupa tarafında açıklanan tek önemli veri İngiltere
perakende satışlarıydı. Yıllık ve çeyreklik olarak beklentileri aşan veriler,
ABD tarafından gelen iyi verilerin gölgesinde kaldı. ABD de enflasyonun
beklentileri karşılaması ve istihdamın beklenenden daha hızlı
iyileşmesi Avrupa piyasaları tarafından hoş karşılanmadı. Hisse senedi
borsalarında %1'e yaklaşan kayıplar gözlenirken, asıl şaşırtıcı olan ise
iyileşen ekonomik görünüme rağmen ABD borsalarında da %1'in üzerinde kayıplar
yaşanmasıydı. Çünkü piyasada son oluşan algı ABD verilerinin artık ABD
borsalarını zirveye taşıdığı yönündeydi. Dün
bu anlamda da bazı tabuların yıkıldığı bir gün oldu. ABD 10 yıllıkları ise 2.80'i gördü ve
artık %3 seviyelerini görmemize çok kalmadı. Çünkü grafikte de görebileceğiniz
önemli seviyenin aşıldığı söylenebilir. Ancak "Boğa Tuzağı"
olmadığından emin olmak lazım. Malum
bu aralar piyasalar tuzaklarla dolu. 
Avrupa borsalarında senet bazlı da sert düşüşler yaşandı. Düşük
kar açıklayan bazı önemli şirketler %3'ün üzerinde düşüş yaşarken, Mısır'la
ticari ilişkilerde bulunan şirketlerde kayıplar daha fazlaydı. Mısır'daki
olaylar giderek daha da derinleştiğinden petrol fiyatları yükselmekte ve
küresel bozulmayı desteklemektedir. Dün tahvil alımının azaltılacağı
endişelerine ek olarak ABD dahil neredeyse tüm borsaların kayıplar yaşamasının
altındaki nedenlerden biri de saydığımız faktörler
olabilir.  Mısır'daki olayların Altın ve Petrol üzerindeki olası etkileri üzerine
Twitter hesabımdan bugün paylaştığım 5 maddelik argümanları da buraya not düşmek
isterim:
1)Eğer #Altın ve #petrol gerçektn #Mısır'daki olaylardan etkileniyorsa,#islam alemi için çok önemli olan #Cuma gününde(bugün),çıkış yaşamalı
 
2)Müslüman kardeşler önderliğinde sokakları bırakmayan #darbe karşıtları ve öldürmeyi kendinde hak gören ve bunun için güvenlik güçlerine teşekkür dahi eden bir yönetim kadrosundan bahsediyoruz.
 
3)Bugün #Cuma namazından sonra ve son katliamın da etkisiyle gösteriler daha kalabalık daha şiddetli protestolar altında devam edecektir.
 
4)Hatta öbek öbek toplanmış Mısırlılar bazı devlet dairelerine de yürüyecektir. Hükümetin ise müdahalesi ne yazık ki kaçınılmazdır
 
5)Tüm bu şartlar düşünüldüğünde eğer #Altın ve #petrol #Mısır dan etkileniyorsa çıkış yaşamalı..
 
Ayrıca Avrupa tarafında unutulmaması gereken bir diğer konu da son dönemde ciddi toparlanma emarelerinin olduğu ve bu durumun Stoxx Europe 600 endeksini %10un üzerinde değerlendirdiğidir. Dolayısıyla dünkü riskler Avrupa'ya yatırım yapan yatırımcılar tarafından kolaylıkla satılmış olabilir. Yani bir nevi olası riskler göz önünde bulundurulup kar satışları yapılmış olabilir.
 

Risklerin daim olduğu hayatta, tuzaklara girmeden, insanlar ölmeden, borsalar düşmeden kazanmak dileğiyle...

14 Temmuz 2013 Pazar

İşler Tersine, Merkez (TCMB) Şaşkına Döner

Bağımsızlık!.. Güven!.. Etkinlik!.. 



Bir merkez bankasının ülkedeki bağımsızlığı tartışılıyor, müdahalelerinin etkinliği sorgulanıyor ve dolayısıyla verdiği güven sarsılıyorsa söyleyecek çok söz kalmamıştır. 

Çok geriye dönmeden biraz TCMB' nin politikalarına ve uygulamalarına göz atalım. 2012 son çeyreğinde Fitch ülkemize yatırım yapılabilir notu verdi. Ülkeye aşırı fon akışı oldu. Borsa tırmanmaya başladı. Dünya Yükselen yıldızını bulmuştu. Ülkemiz hikaye doluydu.

1. FED kriz sonrası kaba tabiriyle para pasmaya (tahvil alım programı) ve parasal genişlemeye (QE) devam ediyor, dünyada likidite bolluğu yaşanıyordu.  
2. Barış süreci yeni filizlenmiş, belki de Kürt sorunu çözüme kavuşacaktı. 
3. İkinci yatırım yapılabilir notu alarak başka fonların da ülkeye gelmesi an meselesiydi... 
4. Cari açığımız hızla kapanıyordu. 
5. Faizler tek hanelere inmekle kalmamış tarihi seviyeler görülüyordu. 
6. Kronik sorunumuz enflasyon kontrol altına alınmış gibi görünüyordu. (Ne çektik senden!..)

Gelelim TCMB ye. Ülke yıldızlaştıkça, küresel likidite bolluğundan faydalanıp para çekiyor dolayısıyla ülkedeki döviz bollaşıyordu. TL de dolara ve Euroya karşı aşırı değerlenmeye başladı (Reel Efektif Döviz Kuruyla da bu dönemde tanıştık) Bu noktada TCMB tam da olması gerektiği gibi faiz silahını kullandı. her PPK da en azından 25er baz puan indirime gitmek adet oldu. (Soldaki tabloda gecelik borç alma ve borç verme faiz oranlarının 2012 yılından bu yana nasıl düştüğünü inceleyebilirsiniz.) Rezerv opsiyon mekanizması gibi yeni müdahale yöntemleri icat edildi, müdahale çeşitliliği arttırıldı. Bu mekanizma da sıkça kullanıldı ve rezerv opsiyon katsayısı arttırılarak TCMB bünyesinde daha fazla döviz tutulmaya başlandı. Böylece hem piyasadaki döviz bolluğu önlendi hem de TCMB döviz rezervlerini arttırdı. Bu arada her defasında TCMB Başkanı Erdem Başçı sözel müdahalelerde bulunmayı da ihmal etmedi ve "dövize bulaşanın eli yanar" dedi. (Yukarıdaki grafikte, kurun nasıl kontrol altına alındığını  ilk mavi bölgeden inceleyebilirsiniz.)

Buraya kadar herşey çok iyi. Peki ya şimdi? Ne oldu da TCMB nin basireti bağlandı? 

İŞLER TERSİNE, MERKEZ ŞAŞKINA DÖNER

Geldiğimiz noktada FED, ABD istihdam verilerindeki iyileşmeye bağlı olarak aylık 85 milyar dolarlık tahvil alım programını büyük ihtimalle yılsonuna doğru azaltıcak (60 veya 45 milyar dolara indirebilir) ve 2014 yılı ortalarında sonlandıracak. Yani, içinden yeşil paralar akan musluğun vanası kısılacak, sonra kesilecek. Bu para Fırat nehrinin Mezopotamya'yı, Nil nehrinin Mısır'ı beslediği gibi besliyordu gelişmekte olan piyasaları.

1. Tüm dünyada Dolar likiditesi er yada geç azalacak. 
2. Moody's İkinci Yatırım yapılabilir notumuzu verdi. 
3. Gezi Parkı olayları ve hükümetin geri adım atmayan tavrı, siyasi riskleri tırmandırdı. 
4. Barış sürecinin akıbeti tartışılmaya başlandı.  
5. Faizler çift haneye yaklaştı.  
6. Ufukta Seçimler var.  
7.Petrol fiyatları yükseldi...

Liste uzadıkça uzar. Tüm bunlar, cari açığımızı ve  enflasyonu tehdit ederken, ülkeden para çıkışını hızlandırmakta ve belirsizlikleri arttırmaktadır. Hikayeler bir bir erimeye başladı artık. 

Havanda Su Dövülmez

Dolar/TL kurunun bu kadar hızlı 2'ye yaklaşması elbetteki dezavantajları beraberinde getirmekte ve TCMB bunun farkında. Öyle ki son iki ayda kurun ateşini söndürmek için 6 milyar doların üzerinde döviz satım ihalesi açtı. Sonuç: Hüsran!.. Nedeni çok basit. TCMB Don Kişot'luk yapmaya çalışmakta ya da buna zorlanmaktadır. Eğer bundan 6 ay önce faizlere hiç dokunmayıp sadece ROM ile döviz bolluğunu önlemeye çalışsaydı ne olurdu? Cevap verim; kurun 1.60 a hızla gerilediğine şahit olurduk. Bugün yapılacak şey ise belli. TCMB faizleri bundan sonraki ilk PPK da en az 50 baz puan yukarı taşımak zorundadır. Hali hazırda da sözel müdahale şarttır. TCMB kararlılığını, iki kat talep gelen döviz satım ihaleleriyle değil, söylemleri ve gerçekçi uygulamalarıyla göstermelidir. (Yukarıdaki grafikte kurun nasıl kontrol altına alınaMAdığını 2.mavi bölgeden inceleyebilirsiniz.)

Ancak faizlerin arttırılması özellikle siyasi açıdan bazı sorunları ve tartışmaları da beraberinde getirecektir:

1. Seçime giderken sıkılaştırıcı para politikası büyümeyi frenleyecektir.
2. Faiz lobisi tartışmaları seçim meydanlarında hükümet aleyhine kullanılmaya başlanacaktır. 

Peki görevi finansal istikrarı gözeterek fiyat istikrarını sağlamak olan Merkez Bankası, yukarıda ayrıntılı olarak yansıtmaya çalıştığım bir konjonktürde dahi faizleri arttırmayacaksa ne zaman arttıracaktır? Lakin;

Bir merkez bankasının ülkedeki bağımsızlığı tartışılıyor, müdahalelerinin etkinliği sorgulanıyor ve dolayısıyla verdiği güven sarsılıyorsa söyleyecek çok söz kalmamıştır. 

Bağımsızlık!.. Güven!.. Etkinlik!.. 


Not: Her şeye rağmen 23 temmuzdaki PPK toplantısında TCMB'nin doğruyu yapacağını düşünmekteyim. En azından öyle umuyorum.. Çünkü; 

Başka TCMB yok. 

Sahip çıkalım (!)

Emin TAY